Besteci, müzik direktörü, orkestra şefi ve eğitmen kimlikleriyle Aytuğ Ülgen'in çalışmaları; başta Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere pek çok bakanlık ve kamu kurumu bünyesindeki ulusal projelerden çeşitli ülkelerdeki kültür, sanat ve eğitim kurumlarıyla gerçekleştirdiği uluslararası ortak yapım ve işbirliklerine uzanan geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. Tamamlanmış ve devam eden başlıca çalışmaları ile kurumsal işbirliği olanaklarına aşağıdaki sayfalardan ulaşabilir; orkestra şefliği davetleri, eser siparişleri, düzenleme ve orkestrasyon talepleri, mevcut sahne eserlerinin sahnelenmesi, film/dizi/medya müziği sipariş ve/veya kullanımı, ortak yapımlar ve diğer profesyonel işbirlikleri için PROFESYONEL İLETİŞİM sayfasını kullanabilirsiniz.
Şeflik davetleri, eser siparişleri, mevcut yapımlar ve yeni yaratıcı işbirlikleri için.
Kiss Me, Kate, Shakespeare'in Hırçın Kız oyununu sahnelemeye hazırlanan bir tiyatro topluluğunun sahne önü ve sahne arkasında yaşadığı eğlenceli karmaşayı anlatıyor. Oyunun yönetmeni ve başrol oyuncusu Fred Graham ile eski eşi, Hollywood'un büyük starı Lilli Vanessi, sahnede Petruchio ve Katherine'i canlandırırken, özel hayatlarında süregelen gerilim ve tutkularını sahneye de yansıtırlar. Genç ve cazibeli Lois Lane, onun haylaz sevgilisi Bill ve beklenmedik biçimde oyuna dahil olan gangsterler, bu kaosu daha da büyütür. Aşk, kıskançlık ve tiyatro tutkusunun iç içe geçtiği bu Broadway klasiği, Cole Porter'ın enerjik müzikleri eşliğinde, seyirciyi temposu hiç düşmeyen bir müzikal komediye davet ediyor.
Yönetmen Bora Severcan tarafından sahneye konan eserin müzik düzenlemeleri ve orkestra şefliği Aytuğ Ülgen, koreografisi ise Özgür Adam İnanç tarafından yapılmıştır.
CYRANO DE BERGERAC - Bale
Fransız edebiyatının en sevilen kahramanlarından biri olan Cyrano de Bergerac'ın öyküsünden uyarlanan Cyrano de Bergerac, aşk, fedakarlık, onur ve insanın kendi kusurlarıyla mücadelesi üzerine kurulu etkileyici bir bale yapımıdır. Edmond Rostand'ın ölümsüz eserinden ilham alan bu sahne uyarlaması, duygusal derinliği ve güçlü dramatik yapısıyla izleyicileri insan ruhunun en kırılgan ve en yüce yönleriyle buluşturur.
Hikayenin merkezinde, olağanüstü zekası, cesareti ve şiirsel yeteneğiyle hayranlık uyandıran, ancak görünüşü nedeniyle sevdiği kadına duygularını açmaya cesaret edemeyen Cyrano yer alır. Kuzeni Roxane'a umutsuz bir aşkla bağlı olan Cyrano, genç ve yakışıklı Christian'ın Roxane'ın sevgisini kazanmasına yardım etmeyi kabul eder. Christian'ın görünüşü ile Cyrano'nun sözcükleri birleşirken ortaya çıkan bu sıra dışı ilişki, aşk, özveri ve trajedi arasında unutulmaz bir yolculuğa dönüşür. Cyrano'nun kendi mutluluğundan vazgeçerek sevdiği insanın mutluluğunu seçmesi, eseri dünya edebiyatının en dokunaklı aşk hikayelerinden biri haline getirir.
Besteci Turhan Yükseler'in özgün müziği ve eserin orkestra şefi Aytuğ Ülgen'in zengin orkestral renkleri öne çıkartan orkestrasyon ve düzenlemeleri karakterlerin iç dünyalarını görünür kılarak eserin dramatik etkisini daha da derinleştirir.
Koreograf Özgür Adam İnanç tarafından müzik, dans ve anlatının sıradışı bir sanatsal bütünlük içerisinde birleştirilerek kusursuz bir duyarlılıkla sahneye uyarlanan Cyrano de Bergerac, Mersin Devlet Opera ve Balesi'nde gerçekleştirilen etkileyici dünya prömiyeri ile seyirci karşısına çıkmış ve büyük beğeni kazanarak Devlet Opera ve Balesi repertuvarına kazandırılmıştır.
Mevlânâ'nın yedi öğüdünün bulunduğu Mecâlis-i Seb'a adlı eserin birinci meclisinde geçen kısa hikayeden yola çıkarak günah kavramına odaklanan, insanın "içindeki muma üflemesiyle" karanlıkta kendini göreceği metaforu üzerine kurulmuş bir oyundur.
İsrailoğulları arasında yaşayan Barsisa, bilgeliği, inancı ve şifacılığıyla ünü dört bir yana yayılmış bir alimdir. İnsanların dertlerine çare olan bu saygın adam, kötülüğün bile yaklaşamadığı bir ruh gibi görünür. Ancak Şeytan, en güçlü kalelerin bile bir kapısı olduğuna inanır. Barsisa'nın karşısına çıkarılan genç bir kadın, yalnızca bir insan değil; inanç ile arzu, merhamet ile sahip olma isteği, hakikat ile yanılsama arasındaki ölümcül sınavın başlangıcıdır. Masumiyet, tutku ve aldatmanın iç içe geçtiği bu hikayede, görünmeyen bir savaş insan ruhunun en karanlık köşelerinde verilir.
Mevlânâ'nın Mecâlis-i Seb'a eserinde aktarılan kıssadan hareketle yazılan Barsisa, bir insanın şeytan tarafından değil, kendi içindeki küçük bir çatlak tarafından nasıl yenildiğini anlatan sarsıcı bir operadır. İyilik ile kötülüğün basit karşıtlıklar olmadığı; sevginin, korkunun, gururun ve nefsin birbirine karıştığı bu trajedi, seyirciyi rahatsız edici bir soruyla baş başa bırakır: İnsan gerçekten şeytanın kurbanı mı olur, yoksa onu içeri davet eden kapıyı kendi mi açar?
Eserin ilk perdesinde, genç bilim insanı Victor Frankenstein'ın yaşamın sırlarını çözmeye çalıştığı anlatılır. Kendi yarattığı bir canavarı hayata döndürmek için mezarlıktan insan parçalarını toplar. Arkadaşı Henry'nin insanlık ve Tanrı üzerine düşünceleriyle zıtlaşırken, Victor'un deneyleri ve korkuları sahnelenir. Elizabeth'in Victor'a olan sevgisi ve umudu, onun yokluğunda baharın gelişiyle temsil edilir. Ancak, bu baharın gelişi uzun sürmez. Victor'un yaratığı canavar, yanlışlıkla Victor'un küçük kardeşi William'ı öldürür ve cinayeti Justine'in üzerine yıkmak için William'ın saatini onun cebine gizler. Justine, haksız yere yargılanır ve idama mahkum edilir.
İkinci perdede, canavarın dünyadaki tecrübeleri ve insanlardan gördüğü şiddet anlatılır. İnsanlardan saklanmak adına gizlendiği küçük bir köy evinde Agatha ile tanışır. Agatha'ya duyduğu sevgi, yüzünü gösterdiğinde reddedilmesiyle son bulur ve onu daha da yalnızlaştırır. Victor ile canavar arasında bir anlaşma yapılır; Victor, canavar için bir eş yaratmayı kabul eder ancak son anda vazgeçer. Bu durum canavarın öfkesini körükler ve canavar, Victor'un yeni evlendiği eşi Elizabeth'i öldürür. Victor, canavarı yakalamak için çıktığı yolculukta başarısız olur ve sonunda onun tarafından öldürülür. Eserin sonunda, canavarın derin yalnızlığı ve Victor Frankenstein'ın trajik sonu vurgulanır.
Kiss Me, Kate, Shakespeare'in Hırçın Kız oyununu sahnelemeye hazırlanan bir tiyatro topluluğunun sahne önü ve sahne arkasında yaşadığı eğlenceli karmaşayı anlatıyor. Oyunun yönetmeni ve başrol oyuncusu Fred Graham ile eski eşi, Hollywood'un büyük starı Lilli Vanessi, sahnede Petruchio ve Katherine'i canlandırırken, özel hayatlarında süregelen gerilim ve tutkularını sahneye de yansıtırlar. Genç ve cazibeli Lois Lane, onun haylaz sevgilisi Bill ve beklenmedik biçimde oyuna dahil olan gangsterler, bu kaosu daha da büyütür. Aşk, kıskançlık ve tiyatro tutkusunun iç içe geçtiği bu Broadway klasiği, Cole Porter'ın enerjik müzikleri eşliğinde, seyirciyi temposu hiç düşmeyen bir müzikal komediye davet ediyor.
Yönetmen Bora Severcan tarafından sahneye konan eserin müzik düzenlemeleri ve orkestra şefliği Aytuğ Ülgen, koreografisi ise Özgür Adam İnanç tarafından yapılmıştır.